19 Şubat 2009 Perşembe
başka bir zamanda
Dokunmak kolay olsaydı düşlediğine; bugünden yarını yaşamak ne kolay olurdu. Bugün bildiklerimle dünü yaşamış olmayı, dünde kalanları daha yaşanabilir kılmayı başarabilmiş olsaydım. Bilmediğim neydi? Hiç... Öngöremediklerim olabilir... aklıma dahi getiremeyeceklerimin de olduğunu gördüm... Hayat bu, heran herşey mümkün.....
28 Ocak 2009 Çarşamba
Emek...
Farkettim ki ben, herşey emekle büyüyor. Bir çocuk mesela; anne babanın verdiği özveriyle, emekle, sevgiyle büyür. Ya Bir iş....Çalışarak, emek verip yorularak büyümüyor mu?....Elbette ya öyle büyüyor. Bu çabanın motivasyonu nedir peki ya...Ben söyleyeyim... onu mutlu görme arzusu en nihayetinde ya da bir işi daha iyi bir yere taşıdığını görme arsuzu...Gözlerinin güldüğünü görmenin sizin üzerinizde bıraktığı mutluluk... ya da bir işi başarmış olmanın daha iyi bir yere getirmiş olmanın verdiği o inanılmaz lezzet....
Uzunca bir süredir unuttuğum bir cümleyi duydum geçen gün:
"Sen mutlu olduğunda, yüzün güldüğünde mutlu oluyorum. Güldüğünde gözlerinin içi gülüyor, seninle mutlu oluyorum."
Evet ya...demin de dediğim gibi...motivasyonu bu işin, ister emek verdiğiniz bir insan olsun, ister bir iş; onun daha iyi olduğunu görmek daha mutlu olduğunu görmek ise eğer emeğinizin çabası; orada sevgi vardır... Ve o sevgi büyümeye adaydır; serpilerek büyütür emeklerinizin karşılığını... çünkü sevgiyle verilen emekler hiç bir zaman karşılıksız kalmaz...
Bana sevgiyle verilmiş tüm emekler için teşekkür ederim....
Uzunca bir süredir unuttuğum bir cümleyi duydum geçen gün:
"Sen mutlu olduğunda, yüzün güldüğünde mutlu oluyorum. Güldüğünde gözlerinin içi gülüyor, seninle mutlu oluyorum."
Evet ya...demin de dediğim gibi...motivasyonu bu işin, ister emek verdiğiniz bir insan olsun, ister bir iş; onun daha iyi olduğunu görmek daha mutlu olduğunu görmek ise eğer emeğinizin çabası; orada sevgi vardır... Ve o sevgi büyümeye adaydır; serpilerek büyütür emeklerinizin karşılığını... çünkü sevgiyle verilen emekler hiç bir zaman karşılıksız kalmaz...
Bana sevgiyle verilmiş tüm emekler için teşekkür ederim....
23 Ocak 2009 Cuma
Kundakta bebek.... Tecrübesiz insan
Tecrübesiz insan kundakta ağlayan bebeğe benzer....Zorluklar karşısında bir şeyler düşünmek yerine ağlayarak başkalarından yardım ister...Ancak hayat anne-baba kucağı açmaz insana.. İşte o zaman anlarsın kazanmak için çalışmak, çalışmak için adam olmak şart.....adam olmak içinse yaşamaktan korkmamak şart!....yaşadıkça büyürsün.....büyüdükçe olgunaşır, adam olursun..... işte seni kundaktaki bebekten ayrıran fark.... bakalım, sen ağlayarak anne kucağının sıcaklığını aramaya devam mı edecek, yoksa adam olup kendi hayatını mı yaşamayı tercih edeceksin...
19 Ocak 2009 Pazartesi
ÖĞÜT...
Bu hayatta seni nelerin yorduğuna ve neden yorduğuna dikkat etmelisin... Yorulduğun zaman Yorgunluğuna değen bir "feedback" alabiliyor musun iyi değerlendirmelisin... Almadığını farkediyor ve yaptıklarını gözden geçirebiliyorsan güzel.. lakin bunları göremiyor ya da gördüğün halde bir şey yapmamayı tercih ediyorsan daha çok kaybedecek şeyin var demektir... Bu yolu seçerek aslında ait olmadığın bir hayat yaşıyorsun ve bilmem farkında mısın yaşaman gereken hayatı kaçırıyorsun?...
16 Ocak 2009 Cuma
Anne Sözü
Annemin sözünün ne kadar kıymetli olduğunu şimdi yeni yeni anlıyorum. Konuştuğumuz şeyler üzerine vermiş olduğu nasihatları kulağıma küpe yaptığımı; hele hele bir vakitler kızdığım şeyleri bile aklımın bir köşesine yazdığımı farkediyorum...Zaman zaman tabiki jenerasyon farkından kaynaklanan anlaşmazlıklar oldu, her zaman da olacak.. Düşünüyorum da.... biz çok iyi arkadaşız....En büyük mutluluğu ben ,benim mutlu olduğumu görmek, en büyük özverisi, en büyük sabrı ben....Anne içgdüsü denen bir şey var ya nerden geliyor biliyor musunuz? canından can verdi.... canının bir parçası bende, kim daha iyi bilir beni ondan başka... "CAN"IM ANNEM!!
Yavru içgüdüsyle seni sarmalıyorum mırrkk!!
Yavru içgüdüsyle seni sarmalıyorum mırrkk!!
15 Ocak 2009 Perşembe
Hava ısınıyor...aman dikkat
İki gundur giydiğim şeylerde bir hafifleme var ister istemez yavaş yavas inceliyor üstüm sanırım...Lahana kıvamından yavaş yavaş çıkmaya başladım. Bahar geliyor..... kışın yarısı bittii zaten şubat güzel geçer. Gerçi Mart her zaman biraz kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır. Bayılırdım bu söze küçükken. Tekerlemeleri hiç ezberleyemezdim ya fonotikleri hoşuma giderdi.... Gerçi oldum olası yeteneğim yoktur....sesimi de tonunu da dilim de dönmedi çok defa beceremedim.... Nerden geldik buraya hmm evet havalar ısınıyor....Aman dikkat hiç aldanmayın sonra bir anda yatak döşek yatarsınız. Bir kaç arkadaşım aynen bu durumu yakınen tecrübe ettiler.
acil şifalar herkese :)
acil şifalar herkese :)
14 Ocak 2009 Çarşamba
Bahar'ıma..
4 Yıl oluyor....
Sanırım herşeyi olduğu gibi anlatmak en doğrusu. Hayatımın en zor 4 yılını geçirdim.... Hayat denen ve pek çok yönden bir savaş niteliğindeki sürecin en can alıcı yılları; ilk defa cepheye çıktığımız, ilk yaralarımızı aldığımız vakitler....Meğer ne şanslıymışım ki bir cephe arkadaşı vermiş bana yukarıdaki....Öyle sağlammış..
Nedeni basit...
Oydu her defasında arkamı kollayan, yaralandığımda yaralarımı temizleyen, kortuğumda cesaret veren..... Her defasında gözlerimi kapayarak kendimi emanet ettiğim....ağladığımda başımda bekleyen. Yeri geldiğinde elleriyle besleyen....
İstanbula geldiğime memnun olduğum, burada bulduğuma sevindiğin nadir varlıklardan biri.... sonradan sahip olduğum kardeşim... canımm.....Baharım.....
iyiki doğmaya karar vermişsin.. iyi ki o gece taksimdeymişsin... iyi ki yanina gelmiş oturmusuz.. iyi ki simdi cok mazide kalan insanları tanımışım ki seni tanımama vesile olmuşlar... İyi ki en zor günleri seninle yaşamışım....Mücadele etmeyi öğrenmişim.... Çünkü sen sahip olabileceğim en iyi kardeşsin.... seni çok çok seviyorum....
İyki doğdun bitanem.....
You were there for me... I witnessed a couple of times... Thank you for not giving up...
I love you.....no words can explain how I see you.....How you meant to me.....
Just dont forget.... Wherever I will be you will be in my mind......I'll be always there for you....
Sanırım herşeyi olduğu gibi anlatmak en doğrusu. Hayatımın en zor 4 yılını geçirdim.... Hayat denen ve pek çok yönden bir savaş niteliğindeki sürecin en can alıcı yılları; ilk defa cepheye çıktığımız, ilk yaralarımızı aldığımız vakitler....Meğer ne şanslıymışım ki bir cephe arkadaşı vermiş bana yukarıdaki....Öyle sağlammış..
Nedeni basit...
Oydu her defasında arkamı kollayan, yaralandığımda yaralarımı temizleyen, kortuğumda cesaret veren..... Her defasında gözlerimi kapayarak kendimi emanet ettiğim....ağladığımda başımda bekleyen. Yeri geldiğinde elleriyle besleyen....
İstanbula geldiğime memnun olduğum, burada bulduğuma sevindiğin nadir varlıklardan biri.... sonradan sahip olduğum kardeşim... canımm.....Baharım.....
iyiki doğmaya karar vermişsin.. iyi ki o gece taksimdeymişsin... iyi ki yanina gelmiş oturmusuz.. iyi ki simdi cok mazide kalan insanları tanımışım ki seni tanımama vesile olmuşlar... İyi ki en zor günleri seninle yaşamışım....Mücadele etmeyi öğrenmişim.... Çünkü sen sahip olabileceğim en iyi kardeşsin.... seni çok çok seviyorum....
İyki doğdun bitanem.....
You were there for me... I witnessed a couple of times... Thank you for not giving up...
I love you.....no words can explain how I see you.....How you meant to me.....
Just dont forget.... Wherever I will be you will be in my mind......I'll be always there for you....
13 Ocak 2009 Salı
Alışmak Güzeldir....
Alışmak nedir? Belirli bir rutini sağlamak mıdır sadece? Yoksa o uyumu sağlayabilmek belirli bir cesareti mi gerektirir? Alıştığınız bir şeylere kendinizi bırakmaz mısınız siz? Teninizin siluetine aşina olmak kadar tanıdık değil midir bir zaman sonra? Sadece zaman mıdır onu size alıştıran? Her şeye alışmak mümkün mü o halde ? Peki ya her şeye alışmak mümkünse her şey sıradan mı? Olur mu canım hiç öyle şey! Alışmak istediğiniz herşeyden farklı değil miydi bir zamanlar? O değil miydi bir noktada heşeyden daha çok parlayan, kendine sizi herşeyden daha çok çekebilen? Eeee... o halde şimdi alıştğınız için neden mutsuzsunuz? Mutsuz musunuz? Yoksa o uyumun dayanılmaz tandık güvenliğine mi vurulmuşmusunuz? Yörüngesindeyseniz bir şeylerin, sizi hala çekebiliyorsa kendine; bu güzeldir!... Bilmez misiniz ki alışmak hiç kolay değildir; ürkütür!..... Kopmaksa en zoru!.... Peki ya kopmak gerekli midir her zaman? Değildir.. Zarar vermeyen alışkanlıklar güzeldir.... Zira sizi hep daha güçlü kılar.... Zararlı olanlar ise zaten alışılmaya değer değildir.....Farkedilir, silinir gider.....
12 Ocak 2009 Pazartesi
Doğru söze ne hacet :)
MIAnia : sagol cnm ... evet bugün böyle bir moddayım eheheh karanlıkta oturmaktansa ışığa yürümeli oyle değil mi?
Corpse : yürümeli tabi canım: ) ama güneşten gelen ışığı yansıtan aya yürümemek lazım ayda da ışık olduğunu sanarak:)
Corpse : yürümeli tabi canım: ) ama güneşten gelen ışığı yansıtan aya yürümemek lazım ayda da ışık olduğunu sanarak:)
Boş
İnsanın Hayatında bazı dönemler olur. Hiç bir şey katamadığı; hiç bir şeyin anlamının yetmediği tamamen boş; hatta boşa yaşadığı.... ha tabiki pek çoğunda da bunu anlamaz, ne içinde bulunduğu boşluğu kavrayabilir, ne onun ne büyük bir karadelik olduğunu anlayabilir. O öyle büyük bir boşluk, öyle büyük bir karadeliktir ki kendine geldiğinde insan ne nerede olduğunu algılayabilir ne ne kadar zaman geçtiğini.. ta ki kaybolduğu evrenin o simsiyah karadeliğinde bir çıkış yolu görünceye kadar.. işte o an daha iyi anlar içerisinin ne kadar karanlık o çıkışın ne kadar aydınlık olduğunu... ilk önce korkar ışıktan; kör olmaktan...sonra anlar; anlar ki aslında o karanlıktan kör olmak üzere... işte tüm cesaretini o an toplar....yolun sonunda, aydınlıkta daha ziyaret edecek daha çok evren var....
erdem insanın korkularıyla yüzleşmesidir..korkularına esir olmuş bir insan; yaşamaktan korktuğu için karanlıkta boşluğa bekçilik etmeye, boşluk içinde yaşamaya, o boşluk tarafından yutulmaya mahkumdur!....
erdem insanın korkularıyla yüzleşmesidir..korkularına esir olmuş bir insan; yaşamaktan korktuğu için karanlıkta boşluğa bekçilik etmeye, boşluk içinde yaşamaya, o boşluk tarafından yutulmaya mahkumdur!....
9 Ocak 2009 Cuma
Sorgu
Neyi neden sorguladığımı bilmiyorum şu hayatta.. Neye ne kadar güvendiğim konusunda en ufak bir fikrim yok! Şu kısacık ömrümde öğrendiğim bir şey varsa hiç bir şey mutlak değildir... evet ya değişime mahkumdur herşey, herkes gibi... İşte o yüzden hep korktum, büyük sözlerden.... Zira, korkmamak aptallık olur. Sen yarınını bilmeden nasıl konuşabilir, nasıl öngörebilirsin sonraki günü?...Bazıları öyle günler yaşamışlardır ki hayatta, öyle büyük sözlerden dönmüşlerdir ki; bilirler, sözden dönmenin acısını, hüsranını.. o yüzden sen, sen ol onlara büyük sözler verme.. Hele kendine hiç verme!....bugün verdiğin sözlerin tatlı sarhoşluğu içinde uyurken sen, gün gelir acı bir kahve kokusu ayıltır bedenini..bir de bakmışsın değil hiçbir şey eskisi gibi....zira "değişim"miş, o kahvenin naçizane veçhesi....
Mırkk....!!
Biraz önce bir arkadaşımla konuşurken mırrk layınca şaşırdı.... sonra ben de aynen açıkladım....ve benim için ne kadar önemli bir kavram olduğunu farkedince bunu şuracığa yazmazsam eğer ne anlamı olur dedim.... evet Mıırrrrkk!!.........
Beni Ezelden beri bilenler Mırrrlamamı duymuşlardır. Evet Mırr son derece mutlu olduğum zamanlarda bildiğiniz kedi gurrlaması gibi bir şeydir... Her ne hikmetse bir süredir bu mırrlamanın sonuna bir "k" harfi eklenmişti.... Sanırım böyle olunca daha bir baskın mı oluyor nedir? mırrkkkkkk!! evet mutluyum duyuyormusunuz :).... huzurluyum çünkü biliyor musunuz? Tüm huysuzlukara, aksiliklere rağmen mutluyum. Çünkü huzurluyum. Çünkü çok zenginim... Öyle para pul değil; huzur zenginiyim ben ve tüm o aksilikler mutsuzluklar ve huysuzluklar aslında tamamen bir yanılsama.... çünkü dedim ya huzurluyum ben....çok... şimdi izninizle...
MIRRRRRRRKKKKKKK!!!!
Beni Ezelden beri bilenler Mırrrlamamı duymuşlardır. Evet Mırr son derece mutlu olduğum zamanlarda bildiğiniz kedi gurrlaması gibi bir şeydir... Her ne hikmetse bir süredir bu mırrlamanın sonuna bir "k" harfi eklenmişti.... Sanırım böyle olunca daha bir baskın mı oluyor nedir? mırrkkkkkk!! evet mutluyum duyuyormusunuz :).... huzurluyum çünkü biliyor musunuz? Tüm huysuzlukara, aksiliklere rağmen mutluyum. Çünkü huzurluyum. Çünkü çok zenginim... Öyle para pul değil; huzur zenginiyim ben ve tüm o aksilikler mutsuzluklar ve huysuzluklar aslında tamamen bir yanılsama.... çünkü dedim ya huzurluyum ben....çok... şimdi izninizle...
MIRRRRRRRKKKKKKK!!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)