17 Temmuz 2009 Cuma

Elbiseler...

Son zamanlarda öyle çok insandan öyle gereksiz yorumlar, öyle çok insandan öyle gereksiz değişimler gördüm ki....Kimisi daha önce söylediğinin arkasında duramaz, kimisi olduğundan farklı davranmaya çalışır tüm güvenirliliğini yitirir, kimisinin ise ağzındakiyle farklıdır yaptığı... Sanırım herkes üzerine geçirdiği elbiseyle aynaya bakmaktan sıkılır olmuş. Ne de olsa herkes için bir sahne oyunu şu hayat, üzerimizdeki elbiselere uygun roller oynadığımız...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Dalga

Girdaplarla boğuşup, geldiğin zaman bir limana; yelkenlerin yırtık pırtık kaldığında, çapanı kırık dökük bıraktığın sulardan kaçmak iser misin?...

Toprağa adım attığında, kokusunu duyduğunda, huzurla rüzgarı içine çeken sen değil misin?

İnce bir çizgi gibi ufukta denizle gökyüzünü resimlerle birleştirmek değilse derdin, vazgeçmek istemez misin...

14 Temmuz 2009 Salı

Turta kıvamında

Hayatı turta kıvamında yaşayacaksın. Tatlı ve biraz meyvemsi. Zaman zaman ekşi olacak günlerin, ağzında dağaldıkça altındaki tada varacaksın. Sert olacak biraz dış kabuğu, sen çiğnedikçe yumuşayacak karşına çıkan zorluklar gibi.... Hayatı Turta kıvamında yaşayacaksın, meyvelerinin tadına yavaş yavaş varacaksın...

Kader.. nerede??

İnsanın hakkı olandan farklı bir şey yaşaması kimin suçudur? Kendisinin mi çevresindekilerin mi? Hayat dediğimiz şey kimin seçimidir? Kadercilik mi oynamalı, hayatı mı sorgulamalı. Gece sabaha mahkumken elinden ne gelir karanlığın? Aydınlıkla yaşamalı? Her şeyin kaderi aksini kabullenmekle yazılır. Peki ya önemli olan nedir? Karanlığın gündüzü; aydınlığın geceyi bekleyebilme özverisidir. Bilinen zaten gece olunacağı ve tekrar karanlığın çökeceği ise neden kader sadece gündüzde saklı olsun? Özveriyi gösterebilme cesaretini gösteren herkes kendi seimlerinin aydınlığına ve karanlığına kavuşma hakkına sahiptir.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Hayalini Kurduğun Yanılsama

İnsan hayallerini yalnız kurmayı öğrenmeli, kimsenin hayaline ortak olmamalı, kimsenin hayalinde kaybolup sonra karanlıkta kalmamalı. Yorgun bedenlerin sahip oldukları zengin ruhları o tenlerden kurtarıp özgürlüğüne kavuşturmak olsaydı doğru olan, nice kayıp ruhlar yanlış bedenlere terkedilmiş olmazdı. Ruhu olgunlaşan her beden gibi, bedeni kendisine küçük gelen her ruha can veren hayalleri olmalı, kendi kurduğu, kendi inandığı. Sözlere kanmak, kendisine anlatılan masalların aslında birgün gerçekten gerçek olabileceğine inanmak, yalnız çocuklara özgü, yalnız çocukluk!... Bilir misiniz ki olgunlaşmadan özgür bırakılan ruhların kayıp şarkıları eşliğinde bu defa dönebileceği bir bedeni de yoktur o çocuğun. O yüzden insan bildiğinden şaşmamalı. Önce kendine inanmalı, kendi için yaşamalı.... Başkalarının yanılsamalarında değil, kendi yansımasında hayat bulmalı...