25 Haziran 2012 Pazartesi

Kız kulesi...

Sessizce durur... İçinde ne haykırışlar barındırır. Ne boğazın akıntısı söylemek istediklerini dile getirir. Ne Boğaz Köprüsü'nün endamı onun derinliğini hissettirebilir. İki kıtanın arasında, iki anlayış arasında, varla yok arasında senle ben arasında...Sana seni anlatır fısıltıları. Sense duymak istediklerini duyarsın, dalgaların arasında. Bir şeylerin kıyıdan koparıldığını hissedersin her bakışında, içinde buruk bir tat, geride bıraktıkların... Tıpkı senin kalp atışlarının yüreğine can vermesi gibi çarpar kıyıya dalgaları boğazın. Uykudan uyanır;bir anda ayılırsın... Karşında Kız Kulesi.. Nefesinde Boğazına düğümlendiğin İstanbul'un vazgeçilmez tadı....sana seni anlatır....

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Duymaya başlarsın....

Beklenmedik bir şeyle karşılaştığında, donup kaldığın anlar vardır. Gülmek gelir içinden, şaşkınlığın verdiği hayretle... Gülümseyiverirsin. Ne olduğunu bilmezsin. Düşünmeyi bırakırsın, kendine kulak verirsin. Düşüncelerin sustuğunda kendini gerçekten duymaya başlarsın. İşte hepsi o şaşkınlık anında gerçekleşir. Her şeyin sustuğu o sessizlik anında....sense sadece gülümseyiverirsin...Gördüğün şey seni ayıltır.. ve sen duymaya başlarsın...

16 Nisan 2012 Pazartesi

Mutluluk

İnsan Mutluluktan korkar mıymış? Korkarmış meğer... Hayal olduğunu düşündüğü şeyleri capcanlı gördüğünde kaçar mıymış insan? Kaçmak istermiş... ama yapamazmış... Zira kaderine yazılmışsa gerçeği görmek ve binlerce hayale bedel uyanmak...insan uyanmaktan kaçabilir miymiş.. kaçamazmış...gözlerini açmış...

12 Nisan 2012 Perşembe

Duydum...

Gecenin hangi saatiydi hatırlamıyorum. Tatlı bir esintinin pencerenin aralığından süzüldüğünü anımsıyorum. Nefes gibi.. sessizliği bozmayan yine de varlığını hissettiren...Fısıltısında söyleyecekleri vardı, dile gelmeyi bekleyen....dinledim.... soru sormayı bırakmıştım ne zamandır...Birden dedi :"Neden?",  Dedim :" ne neden?". "Sessizsin...Sesini özledim..." . Dedim:"duymadın ki...?". "Ben" dedi çoktan duydum seni, sadece bekliyordum. Zamanın gelmesini..."

2 Nisan 2012 Pazartesi

Sahte kimlik

Kimliğine öyle bağlanmıştı ki, nasıl göründüğünün farkında bile değildi. Gerçi çok da umrunda değildi nasıl göründüğü. O kendinden öte gördüklerinin nasıl göründüğüyle ilgilenmeyi tercih ederdi. Her şeyin bir kusuru vardı elbet ya o kusurlardan çok kimliğinde bulduğu varlığına tutunmuştu.  Eh ne de olsa varlığının kusuru olamazdı...

19 Ocak 2012 Perşembe

Hangisiydi sıfır noktam...?

Yazılmış bir iki sayfa kağıt geçti elime... çekmecenin dip köşesinde kalmış eski bir defterin içinde hızla dökülmüş kelimelerle kalemin ucuna rehberlik etmiş anlatmak istediklerim, hissettiklerim... .. söylemek istediklerim, dile getirdiklerim, hayallerim, bildiklerim, umduklarım... hangisiydi bende sabit kalan, hangisiydi benim sıfır noktam....belki de hepsi ve hiçbiri... Bilmem ki hangisiydi?... Belki yalnızca ben....