12 Ocak 2009 Pazartesi

Doğru söze ne hacet :)

MIAnia : sagol cnm ... evet bugün böyle bir moddayım eheheh karanlıkta oturmaktansa ışığa yürümeli oyle değil mi?

Corpse : yürümeli tabi canım: ) ama güneşten gelen ışığı yansıtan aya yürümemek lazım ayda da ışık olduğunu sanarak:)

Boş

İnsanın Hayatında bazı dönemler olur. Hiç bir şey katamadığı; hiç bir şeyin anlamının yetmediği tamamen boş; hatta boşa yaşadığı.... ha tabiki pek çoğunda da bunu anlamaz, ne içinde bulunduğu boşluğu kavrayabilir, ne onun ne büyük bir karadelik olduğunu anlayabilir. O öyle büyük bir boşluk, öyle büyük bir karadeliktir ki kendine geldiğinde insan ne nerede olduğunu algılayabilir ne ne kadar zaman geçtiğini.. ta ki kaybolduğu evrenin o simsiyah karadeliğinde bir çıkış yolu görünceye kadar.. işte o an daha iyi anlar içerisinin ne kadar karanlık o çıkışın ne kadar aydınlık olduğunu... ilk önce korkar ışıktan; kör olmaktan...sonra anlar; anlar ki aslında o karanlıktan kör olmak üzere... işte tüm cesaretini o an toplar....yolun sonunda, aydınlıkta daha ziyaret edecek daha çok evren var....


erdem insanın korkularıyla yüzleşmesidir..korkularına esir olmuş bir insan; yaşamaktan korktuğu için karanlıkta boşluğa bekçilik etmeye, boşluk içinde yaşamaya, o boşluk tarafından yutulmaya mahkumdur!....

9 Ocak 2009 Cuma

Sorgu

Neyi neden sorguladığımı bilmiyorum şu hayatta.. Neye ne kadar güvendiğim konusunda en ufak bir fikrim yok! Şu kısacık ömrümde öğrendiğim bir şey varsa hiç bir şey mutlak değildir... evet ya değişime mahkumdur herşey, herkes gibi... İşte o yüzden hep korktum, büyük sözlerden.... Zira, korkmamak aptallık olur. Sen yarınını bilmeden nasıl konuşabilir, nasıl öngörebilirsin sonraki günü?...Bazıları öyle günler yaşamışlardır ki hayatta, öyle büyük sözlerden dönmüşlerdir ki; bilirler, sözden dönmenin acısını, hüsranını.. o yüzden sen, sen ol onlara büyük sözler verme.. Hele kendine hiç verme!....bugün verdiğin sözlerin tatlı sarhoşluğu içinde uyurken sen, gün gelir acı bir kahve kokusu ayıltır bedenini..bir de bakmışsın değil hiçbir şey eskisi gibi....zira "değişim"miş, o kahvenin naçizane veçhesi....

Mırkk....!!

Biraz önce bir arkadaşımla konuşurken mırrk layınca şaşırdı.... sonra ben de aynen açıkladım....ve benim için ne kadar önemli bir kavram olduğunu farkedince bunu şuracığa yazmazsam eğer ne anlamı olur dedim.... evet Mıırrrrkk!!.........


Beni Ezelden beri bilenler Mırrrlamamı duymuşlardır. Evet Mırr son derece mutlu olduğum zamanlarda bildiğiniz kedi gurrlaması gibi bir şeydir... Her ne hikmetse bir süredir bu mırrlamanın sonuna bir "k" harfi eklenmişti.... Sanırım böyle olunca daha bir baskın mı oluyor nedir? mırrkkkkkk!! evet mutluyum duyuyormusunuz :).... huzurluyum çünkü biliyor musunuz? Tüm huysuzlukara, aksiliklere rağmen mutluyum. Çünkü huzurluyum. Çünkü çok zenginim... Öyle para pul değil; huzur zenginiyim ben ve tüm o aksilikler mutsuzluklar ve huysuzluklar aslında tamamen bir yanılsama.... çünkü dedim ya huzurluyum ben....çok... şimdi izninizle...


MIRRRRRRRKKKKKKK!!!!

8 Ocak 2009 Perşembe

Yufka Yürek Camdan Kalp

Kötü belki ama bir huyum var biri eğer prensiplerime ters düşen, beni aptal yerine koyan ya da asla hoş göremeyeceğim bir şey yaptı mı; silerim....Hiç var olmamış gibi.... istediği kadar özür dilesin istediği kadar hatasını anlasın... kırılan vazo bir daha eski haline gelir mi? Gelmez.

Yufka bir yüreğim var; camdan bir kalp içinde... paramparca olmadığı sürece kıyamaz....

Zaman zaman yalnış kararların üstünde inatla durmaya çalışsam da, hatalarımla yüzleşmek adına o camdan kalbi çatlaklar içinde bıraksam da gün gelir o cam tuzla buz olur,çünkü sonu bellidir......

Tuzla Buz olan hiç bir şeyin geri dönüşümü mümkün değildir... bilinmelidir...!

O yüzden kimse şaşırmasın nasıl hava bu kadar döndü diye.......Nerde Yufka Yürek nerde Taş Kalp diye... Cam Kırıldı mı Kum olur gider ve bir gün geriye yalnız taştan bir kalp kalır...

7 Ocak 2009 Çarşamba

Gözüne Gözün gibi bak..

Aman efendim... gecen sabah bir kalktım gözüm şişmiş, kabarmış, kızarmış, o ne öyle; gerçi bi an umursamadım ama sonra korktum ağrıdığını farkedince... Neyse doktor ne dese beğenirsiniz... kornea ülseri.... efendim bu karizmatik teşhisin ötesinde bildiğiniz yara etmişim gözümü... tamamen lensime iyi bakmamaktan kaynaklanıyor. O yüzden siz siz olun gözünüze de lensinize iyi bakın... bir şey olmaz demeyin... bal gibi oluyor.... ha bir de bu göz padleri son derece rahatsız edici ama adamın göz kapaklarını fena çalıştırıyor.... :)) Gözünü kırpmayı beceremeyenlere şiddetle tavsiye ederim...

2 Ocak 2009 Cuma

Birincil öncelik

Efendim epey bir zamandır sorumsuzluk denen amansız hastalığa tutulmuş vaziyetteydim. Sorumluluk olduğunu iddia ettiğim ve aslında hic de benim sorumluluğumda olmayan şeylerin o dayanılmaz ağırlığına sığınmıştım ki bir yere kadar.. Aslında insan böyle dönemlerde en çok kendine olan sorumluluklarından kaçıyor. Kendin için önemli birilerini seçiyor tüm enerjini onlara harcıyorsun ki enerji tasarrufunun pek de elzem olduğu şu günlerde ben şöyle bir 3 senedir söz konusu o enerjiyi pek de verimli kullanamıyordum. Eh hal öle olunca gelişmişlikten, mükemmellikten bahsetmek pek de mümkün olmasa gerek. Nasıl ilerleyebiliriz ki o halde. İlerleyemeyiz. Noluruz? Koca bir Hiç....Ne yapıyoruz o halde? Kendimize dikkat ediyoruz. Her şekilde... birincil önceliğimiz nedir?

Kendimiz.....Bunu unutmuyoruz!.....

Tüm sevdklerime acilen şiddetle tavsiye ederim. Bu yıl kendinizi daha çok önemseyin...en zoru ama en büyüğü kendinize duyduğunuz sorumluluktur unutmayın.....

Yıl'ın ikinci günü- A check list for 2009

Kaldı 463 gün.... Gerçi bu yıl otuza bir var gibi bir anlayışla geçecek belki de ya önümüzdeki seneyi öyle pek haz ederek kutlayacağımı sanmıyorum diye düşünürken herşeyin başı sağlık aman allah korusun gibi cümleler üşüştü kafamın içine. Neyse.. Gelelim bu yıl ki dileklerimize. Dün İsmet Berkan'ın 2009 yılı için kendine verdiği sözleri düşünürken, ben de dedim böyle bir şey yapayım ve bakalım; kaç tanesini tutturabilmişim hedeflerin yıl sonunda?.... evet başlıyoruz. İşte benim check list'im:



1) İşimi sevip, çok çalışacağım.

2) Şu ispanyolca meselesini ertelemeyeceğim.

3) Yapmayı istediğim iki hobiyi seçip, üzerine yoğunlaşacağım

4) Sağlığıma dikkat edeceğim. İhmal etmeyecek düzenli besleneceğim.

5) Aileme daha fazla zaman ayıracağım, daha kaliteli zaman ayıracağım.

6) Gereğinden fazla sorumluluk almayacak, aldığım sorumlulukların arkasında duracağım.

7) İnsanlara gereğinden fazla değer vermeyecek, objektif değerlendirmeye çalışacağım.

8) Bu hayatta herşeyden önce kendimin geldiğini unutmayacak ve ona göre hareket edeceğim.

9) İnsanları olduğu gibi kabul edip değiştirmeye çalışmayacağım. Değişmek isteyenlere yardım edecek ancak birincil önceliğim yapmayacağım.

10) Daha planlı yaşayacağım.

11) Daha düzenli olacak, eşyalarımı kaybetmeyeceğim.

12) Daha dikkatli olacak, daha az şey unutacağım.

13) Geleceğe dönük daha çok plan yapacak onları gerçekleştirmek için yapılması gerekenlerden kaçınmayacak üşenmeyeceğim.

30 Aralık 2008 Salı

CHANGE...

Something has changed in my life, something has changed my life... it doesn't look like something I have seen before, something I've experienced; that is completely out of my world... a new world to explore; to breath.... That is somethin' teaches me : "nothing has finished yet" . here we have the second episode of life.... Now its time to move forward with passion in your heart, with dreams in your mind. Time to reveal the reason of your existence.... Just breath and close your eyes. here you have the scene in which the leading role is all yours... kind of a highway adventure whereby there are no u turns that you may have the chance to return back to a previous episode....remember; nothin' stays as it was once before.. So just move forward and listen to my directions. Here you have my soul as the director!

29 Aralık 2008 Pazartesi

Kar

Dışarda lapa lapa yağıyor kar. Birazdan çıkıp o buz gibi havayı içime çekeceğim. Neredeyse 2 senedir kar kıyafetini üzerine geçirmemişti İstanbul'un silüeti. Öyle özledim ki çatıların tepesini giydiren kar tanelerini. Bir de Soğuk olmasa, nefesim donmasa. Haftasonu olsa, Bebek'te bir kahvaltı olsa çayımın yanında...Eh bir de lokmama ortak olsa istanbul boğazı... daha ne isterim... Alabildiğine kar keyfi...

Acıya sadakat yok artık...

Efendim dert yanmaktan kolay ne var herkes bir şeylerden şikayet etmeyi bilir. Eh ne de olsa en kolayı yakınmak.. İnsan yakındığı, mutsuz olduğu şeyleri düşünüp sonra da neden olduğunu anlamaya çalışmak, ders almak ya da onlardan bir şekilde vazgeçmek yerine bayılır yakınmaya... Eh ne de olsa şikayet en kolayı...tabi öyle bir zaman geçer ki ahh ahh vahh vah derken bakmışsın aylar olmuş .Oysa ki; aylar önce yakınmayı bırakıp gözlüğünü değiştirseydin ilerleyecek daha çok yol, yönelecek daha pek çok başka yan yol olduğunu görebilirdin.

Zamanını ne şekilde kullanacağını bilemeyip hala o kısır döngüde, o acıya sadakat senin suçun değildi değil mi?...Ne de olsa sen tamamen bambaşka bir boyutta aynı anı yaşıyorsun ve farkında değilsin. Bir haberim var sana, üstünden çok sular geçti olanların ama sen hala aynı suda yıkanmaya çalışıyorsun...Eh haliyle, hep aynı şeyleri yaşamaya mahkumsun! Vazgeçmiyorsun. Anla artık baksana! Herkes değişti, herşey gibi; gün bile değişti, senin gibi; bak bakalım hala aynı mısın resimlerdeki gibi?...

Değişmeli artık... şimdiye kadar yapmadıklarını yapmalı; kazanmaya başlamalı....

Hey !! Unutma piyango bile, bilet almadıkça sana vurmaz...

Piyango demişken bir bilet almalı..

28 Aralık 2008 Pazar

Yık Duvarları...

Kimseye söyleyemediği sırlarını eline aldığı sevgisiz küreklerle gömmüştü içine. Kalbini kanatıp söylemeye korktuğu pek çok şeyi dilinin ucuna düğümlemişti çok zamandır. Geçen yolcuların uğradığı bir durak misali hepsine bir yol göstermişti. Fakat……öyle bir duvar örmüştü ki kendine; artık kimseye değil kendine gösterecek yolu bile bilemiyordu. İşte öyle bir zamanda tuğlalarından birinde ufak bir çıtırtı…. Öte tarafını göremediği bir dünyadansa sessiz bir direniş haykırdı…. Yık duvarlarını....