20 Şubat 2013 Çarşamba

Vakti Gelince....

Öylesine bir yaşam olmamalıydı... Her şeyin bir sebebi vardı... Ömür tüketmeye gelmiş olsaydı, bunların hiç biri olmazdı...
"Sahip olduklarının farkında mısın?" dedi adam.
 "Farkındayım elbet!" 
" Peki niye saklanıyorsun?
"Saklandığımı kim söyledi diye şaşkınlıkla baktı. 
Henüz karşısındakinin her şeyi göremediğini anlamamıştı. Aslında saklanmak diye bir şey olmadığını anlatmak istedi. Sonra duraksadı..Dünyadakilerin vaktinden önce hiçbir şeyi göremediği fikrine henüz alışmamıştı... Gülümsedi.. Kafasını karıştırmamak için " Belki de haklısın, saklanıyorum..." dedi...... aydınlığı sakladığı iddia edilen gecenin bir illüzyondan ibaret olduğunu hatırlatan güneşin ilk ışıklarını yüzünde hissetti..dedi ki:
"hiç bir şey göründüğü gibi değil....vakti gelince... bekle...."

Sustu....

8 Ocak 2013 Salı

Hatırlamıyorum...

Yazmaya başlayalı ne kadar olduğunu hatırlamıyorum. Hangi harfin daha baskın bir karakteri olduğunu, hangi kelimenin hangi hecesinin sülçi-lisan ettiğini .. Sessiz durakları olmasa anlattıklarımın noktalar arası, nefesim kesilir miydi onca zaman sonra? Yorgunluğun verdiği bir sarhoşluk mu  bu, yoksa harflere can veren sesimin ruhundaki haykırış mı beni çocukluğumdan çalan.  Az kaldı dediğim kaç sene geçti? Kaç kez artık yeter dediğim duvarların içine hapsettim kendimi. Hayal kırıklıklarına yenilmekten kaçtığım kaç mücadele verdim ve kaçında teslim oldum gözyaşlarına hiç hatırlamıyorum....

25 Haziran 2012 Pazartesi

Kız kulesi...

Sessizce durur... İçinde ne haykırışlar barındırır. Ne boğazın akıntısı söylemek istediklerini dile getirir. Ne Boğaz Köprüsü'nün endamı onun derinliğini hissettirebilir. İki kıtanın arasında, iki anlayış arasında, varla yok arasında senle ben arasında...Sana seni anlatır fısıltıları. Sense duymak istediklerini duyarsın, dalgaların arasında. Bir şeylerin kıyıdan koparıldığını hissedersin her bakışında, içinde buruk bir tat, geride bıraktıkların... Tıpkı senin kalp atışlarının yüreğine can vermesi gibi çarpar kıyıya dalgaları boğazın. Uykudan uyanır;bir anda ayılırsın... Karşında Kız Kulesi.. Nefesinde Boğazına düğümlendiğin İstanbul'un vazgeçilmez tadı....sana seni anlatır....

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Duymaya başlarsın....

Beklenmedik bir şeyle karşılaştığında, donup kaldığın anlar vardır. Gülmek gelir içinden, şaşkınlığın verdiği hayretle... Gülümseyiverirsin. Ne olduğunu bilmezsin. Düşünmeyi bırakırsın, kendine kulak verirsin. Düşüncelerin sustuğunda kendini gerçekten duymaya başlarsın. İşte hepsi o şaşkınlık anında gerçekleşir. Her şeyin sustuğu o sessizlik anında....sense sadece gülümseyiverirsin...Gördüğün şey seni ayıltır.. ve sen duymaya başlarsın...

16 Nisan 2012 Pazartesi

Mutluluk

İnsan Mutluluktan korkar mıymış? Korkarmış meğer... Hayal olduğunu düşündüğü şeyleri capcanlı gördüğünde kaçar mıymış insan? Kaçmak istermiş... ama yapamazmış... Zira kaderine yazılmışsa gerçeği görmek ve binlerce hayale bedel uyanmak...insan uyanmaktan kaçabilir miymiş.. kaçamazmış...gözlerini açmış...

12 Nisan 2012 Perşembe

Duydum...

Gecenin hangi saatiydi hatırlamıyorum. Tatlı bir esintinin pencerenin aralığından süzüldüğünü anımsıyorum. Nefes gibi.. sessizliği bozmayan yine de varlığını hissettiren...Fısıltısında söyleyecekleri vardı, dile gelmeyi bekleyen....dinledim.... soru sormayı bırakmıştım ne zamandır...Birden dedi :"Neden?",  Dedim :" ne neden?". "Sessizsin...Sesini özledim..." . Dedim:"duymadın ki...?". "Ben" dedi çoktan duydum seni, sadece bekliyordum. Zamanın gelmesini..."

2 Nisan 2012 Pazartesi

Sahte kimlik

Kimliğine öyle bağlanmıştı ki, nasıl göründüğünün farkında bile değildi. Gerçi çok da umrunda değildi nasıl göründüğü. O kendinden öte gördüklerinin nasıl göründüğüyle ilgilenmeyi tercih ederdi. Her şeyin bir kusuru vardı elbet ya o kusurlardan çok kimliğinde bulduğu varlığına tutunmuştu.  Eh ne de olsa varlığının kusuru olamazdı...

19 Ocak 2012 Perşembe

Hangisiydi sıfır noktam...?

Yazılmış bir iki sayfa kağıt geçti elime... çekmecenin dip köşesinde kalmış eski bir defterin içinde hızla dökülmüş kelimelerle kalemin ucuna rehberlik etmiş anlatmak istediklerim, hissettiklerim... .. söylemek istediklerim, dile getirdiklerim, hayallerim, bildiklerim, umduklarım... hangisiydi bende sabit kalan, hangisiydi benim sıfır noktam....belki de hepsi ve hiçbiri... Bilmem ki hangisiydi?... Belki yalnızca ben....

11 Aralık 2011 Pazar

Son... Yok...

Boş sözleri bir tarafa bıraktı. O güne kadar ona söylenmiş gerçeklerin hangi yalanları örttüğünü bilemezdi. Zamanın göreceliğine gömülmüş insanların kendi hikayelerini anlatmasını beklemişti. Ama dinledikleri ona kendini göstermedi. Aradı, bulduklarında yeni anlamlar bulmayı diledi. Buldu. Bulduğu anlamlarda yeni dünyalar yarattı kendine. Her seferinde bambaşka bir iluzyona kapıldığını hissetti çoğu zaman.. Öykünmeler içinde yaratılan yeni dünyalarda kalıcı olmayı diledi ait olmadığını bile bile...Bile bile son dedi...Oysa kendi içinde bile sayısız son sonsuzlukta son bulurdu. Adı üstünde son yoktu... sonu yoktu...

Kırdım geçtim hayalini affetmem affetmem bana ne :))

Hangisinin daha zor olduğunu sorsalar, ne cevap verirdin? Öfkelendiğin insanı affetmek mi, kırıldığın insanı affetmek mi? Öfkelenmek mi? Öfke? Kime? Kendine mi kızgınsın; yoksa gerçekten karşındakine mi? İzin verdiğin için, bu kadar kıymet verdiğin için... Kırgınlık... Kırgınlık dediğin nedir? Beklemediğin bir hareketi görmek, işitmek istemediğin bir sözü duymak, hissetmek istemediğin duygularla başbaşa bırakılmak; Kırgınlık dediğin bildiğin hayal kırıklığı işte... Onu da sen kurmadın mı, bir şeyler atfetmedin mi? Birine kırılmış değilsin anlayacağın ya neyse... Bir hayal kurarsın, kurduğun hayali yeşertir, emek verirsin, sonra gün gelir aslında verdiğin emeklerin sadece bir rüyadan ibaret olduğunu idrak edip yaşadığın hayal kırıklığının ete kemiğe bürünmesini dilersin. Kırıldım dersin. Affetmem dersin... ;) ortada gerçek bir şey yokken affetmediğin sadece hayalden ibaret unutma...

8 Ekim 2011 Cumartesi

Yargılamak insanı ne kadar güçlü kılıyor öyle değil mi? Vay yavrum vay sen neymişsin be ağabey :)))... sen herşeyi bilirsin :))(ne güzel şarkıydı be!) ... LAKİİİNN........ unutmayın ki yargılamak kibirin en yasal ifade şeklidir. ve bu sahte güç algısı  kaybolmaya mahkumdur. Çünkü desteğini aldığı kibir, kişiyi en nihayetinde yarı yolda bırakacaktır. Bİrini yargılarken referansınıza dikkat edin. Çünkü o içinizdeki "ben bilirim"den gelir. Ancak o "ben bilirim" egodan başkası değildir. Oyuna gelmeyin ;)......

23 Eylül 2011 Cuma

Sessizlik...

Nedendir bilinmez. Bir sessizlik vardır içinde. Söylemek istediklerin olur. Dilini kemik bürür, konuşamazsın. Köşesine kıvrılan bir kedi gibi soyutlayıverirsin kendini herşeyden teker teker. Ne o dünya vardır artık kendine yonttuğun, ne kendine yontulmuş bir dünya ararsın bundan böyle .Bir kez olsun dinlemeye başladıysan eğer, anlamını sorgulamadığın kapıların önünde bulursun kendini. Sessizlik vardır içinde , işte o sessizlik kelimelere dökülemez, kocaman bir S verir SESSİZCE....