11 Eylül 2009 Cuma
üç nokta
Huzur denizinin enginliklerinde ılık bir meltemin dokunuşuyla hareket ediyordu yelkenleri teknemin. Alışılagelmiş kasırgalardan uzak huzurla üflüyordu nefesini... gideceğim limandan çok, yolculuk sırasında uğradığım yerlerdi rotamı belirleyen.. Ne merak ettim son durağı, ne de acele ettim gidebilmek için. Çünkü "son"da değil o "an" da vardım, var olacaktım....
7 Eylül 2009 Pazartesi
4..0....3
Sayıların gizemiyle....
Kaybolduğunu hissettiğin yokluğun içinde aslında var olmanın huzurunu hissetmek... Hiçliğin aslında birlik olduğunu, bu birlikte yeni adımların derin bir nefesle tam şu anı yaşarken başlayabileceğini anlamak. Gözlerimi kapadım ve "şimdi" derin bir nefes aldım. O nefesle birlikte geçmişin puslu mabedine elveda dedim.... Beklediğim yerden beni çağıran yüzlerce yarın varken ben sadece nefes aldım.. Her bir yarın arasında bölünmüşken ben, anladım ki her birinde ben zaten varım...
geçmişin tozlu bedenini 4 sayısıyla kapattım, bugün geçmişin bilgeliğini yarının meraklı çocuğuna teslim ettim. bugün henüz yaşanmamış yarından önce... bilerek yaşamanın cesaretini taşımak için bekliyorum... Anlatmayı özlediğim benliğimi keşfe çıkmak için kilometresini sıfırladım bana öğretilenlerin... Yeniden öğrenmek için bekliyorum... beni bulunduğum sıfır noktasından sonsuzluğa taşıyacak.... var olan beni yaratacak bir gelecekle, mutluyum...yargı yok soru yok...
her solukta yaşadığımı hissediyorum...3'ü özgür bırakıyorum, tüm benliğimle...
Kaybolduğunu hissettiğin yokluğun içinde aslında var olmanın huzurunu hissetmek... Hiçliğin aslında birlik olduğunu, bu birlikte yeni adımların derin bir nefesle tam şu anı yaşarken başlayabileceğini anlamak. Gözlerimi kapadım ve "şimdi" derin bir nefes aldım. O nefesle birlikte geçmişin puslu mabedine elveda dedim.... Beklediğim yerden beni çağıran yüzlerce yarın varken ben sadece nefes aldım.. Her bir yarın arasında bölünmüşken ben, anladım ki her birinde ben zaten varım...
geçmişin tozlu bedenini 4 sayısıyla kapattım, bugün geçmişin bilgeliğini yarının meraklı çocuğuna teslim ettim. bugün henüz yaşanmamış yarından önce... bilerek yaşamanın cesaretini taşımak için bekliyorum... Anlatmayı özlediğim benliğimi keşfe çıkmak için kilometresini sıfırladım bana öğretilenlerin... Yeniden öğrenmek için bekliyorum... beni bulunduğum sıfır noktasından sonsuzluğa taşıyacak.... var olan beni yaratacak bir gelecekle, mutluyum...yargı yok soru yok...
her solukta yaşadığımı hissediyorum...3'ü özgür bırakıyorum, tüm benliğimle...
4 Ağustos 2009 Salı
hey hat...
Sanırım insan korkularının esiri olduğunda kendini daha bir güvende hissediyor. Şöyle ki yapacağımı bildiğim şeyleri sırf çaba göstermeye olan tembelliğimden vazgeçmişliğim var... sanırım bir vakitler çok düşünmüş olmanın verdiği tembellik. Farkındayım; yapmam gereken şeyler var; vakit doldu...Yapacağımı bildiğim şeylerden yine de kaçınıyorum ben... istemediğimden değil... nereden başlayacağımı bilememden belki; belki de şu an sahip olduğum düzene alışagelmişliğin verdiği tembellik.. Ne yazık ki insan büyük sıçrayışları bazı şeylerden vazgeçmeden yapamıyor. Düşünüyorum da hayatta ne zaman büyük değişimlerin eşiğinden geçsem aslında bir şekilde öyle hızlı bir nehrin yatağındaymışcasına aktı ki herşey...hepsi lehime...sanırım istemek bunun adı.. karar vermek...
karar vermek için artık ertelememek gerek...çünkü kaybedecek zaman yok yapılacak şey çok......
rehavet kumuna gömdüğüm pek kıymetli aklımı kullanmak için vakit geldi..
so what's next?
karar vermek için artık ertelememek gerek...çünkü kaybedecek zaman yok yapılacak şey çok......
rehavet kumuna gömdüğüm pek kıymetli aklımı kullanmak için vakit geldi..
so what's next?
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Zamanın içinde...
Hayat mutlaka istediklerini vermez insana; kimi zaman sen vazgeçmissindir, kimi zaman o senden vazgeçer. Adına kader dediğimiz olguyu da bu şekilde kurgulamışlar tahminimce. Kimi zaman " yaptım" dediğimiz şeyi "kaderde yokmuş" diye çok defalar elimizden kaçırmadık mı?
Peki ya gerçekten istemiş miydik? İstediğimiz şekliyle kabullenmiş miydik? istediğimiz olması uğruna ortaya koyduğumuz çabadan mı vazgeçmiştik? Çaba göstermekten mi sıkılmıştık?
Vazgeçmiştik ya...Belki isteklerimiz değiştiğinden ve aslında belki de o hiç istediğimiz olmadığından...
Peki ya gerçekten istemiş miydik? İstediğimiz şekliyle kabullenmiş miydik? istediğimiz olması uğruna ortaya koyduğumuz çabadan mı vazgeçmiştik? Çaba göstermekten mi sıkılmıştık?
Vazgeçmiştik ya...Belki isteklerimiz değiştiğinden ve aslında belki de o hiç istediğimiz olmadığından...
2 Ağustos 2009 Pazar
change is constant...
Heracletios vakti zamanında demişki "aynı nehirde iki kere yıkanılmaz"
"değişmeyen tek şey değişimin kendisidir"
that's so right! ...
"değişmeyen tek şey değişimin kendisidir"
that's so right! ...
31 Temmuz 2009 Cuma
tarih...
hayat sınırları zorlayan, ancak aşamayan insanlara mahkum olmasaydı tarih tekerrürden ibaret olmazdi....
27 Temmuz 2009 Pazartesi
Yorgun...
Her dalga da biraz daha yoruluyorum, biraz daha soluksuz kalıyorum... Beni kıyıya taşıyan dalgalar öyle güzel dokunuyor ki zaman zaman, onların hatrına beni altına alan dalgalarla boğuşuyorum....şüphelerini giderircesine yelkenlerimi zorluyor rüzgar; ama görmüyor ki yorulmuşum....
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Happy Birthday..!
Colors inside may be dull when the dark comes…
Once you turn your face to the bright side,
You’ll see how it shines.
If you want to see, what lies beneath the life
You should grow out of the walls, surrounding you…
Make your breath alive
All colors inside; bright…
Hold your heart softly to mature your mind….
I am here to sing for your life without a noise
Love you…. Happy Birthday!.....
If you want to see more, just look into my heart..
If you are curious still…. You'll find more soon...
Once you turn your face to the bright side,
You’ll see how it shines.
If you want to see, what lies beneath the life
You should grow out of the walls, surrounding you…
Make your breath alive
All colors inside; bright…
Hold your heart softly to mature your mind….
I am here to sing for your life without a noise
Love you…. Happy Birthday!.....
If you want to see more, just look into my heart..
If you are curious still…. You'll find more soon...
17 Temmuz 2009 Cuma
Elbiseler...
Son zamanlarda öyle çok insandan öyle gereksiz yorumlar, öyle çok insandan öyle gereksiz değişimler gördüm ki....Kimisi daha önce söylediğinin arkasında duramaz, kimisi olduğundan farklı davranmaya çalışır tüm güvenirliliğini yitirir, kimisinin ise ağzındakiyle farklıdır yaptığı... Sanırım herkes üzerine geçirdiği elbiseyle aynaya bakmaktan sıkılır olmuş. Ne de olsa herkes için bir sahne oyunu şu hayat, üzerimizdeki elbiselere uygun roller oynadığımız...
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Dalga
Girdaplarla boğuşup, geldiğin zaman bir limana; yelkenlerin yırtık pırtık kaldığında, çapanı kırık dökük bıraktığın sulardan kaçmak iser misin?...
Toprağa adım attığında, kokusunu duyduğunda, huzurla rüzgarı içine çeken sen değil misin?
İnce bir çizgi gibi ufukta denizle gökyüzünü resimlerle birleştirmek değilse derdin, vazgeçmek istemez misin...
Toprağa adım attığında, kokusunu duyduğunda, huzurla rüzgarı içine çeken sen değil misin?
İnce bir çizgi gibi ufukta denizle gökyüzünü resimlerle birleştirmek değilse derdin, vazgeçmek istemez misin...
14 Temmuz 2009 Salı
Turta kıvamında
Hayatı turta kıvamında yaşayacaksın. Tatlı ve biraz meyvemsi. Zaman zaman ekşi olacak günlerin, ağzında dağaldıkça altındaki tada varacaksın. Sert olacak biraz dış kabuğu, sen çiğnedikçe yumuşayacak karşına çıkan zorluklar gibi.... Hayatı Turta kıvamında yaşayacaksın, meyvelerinin tadına yavaş yavaş varacaksın...
Kader.. nerede??
İnsanın hakkı olandan farklı bir şey yaşaması kimin suçudur? Kendisinin mi çevresindekilerin mi? Hayat dediğimiz şey kimin seçimidir? Kadercilik mi oynamalı, hayatı mı sorgulamalı. Gece sabaha mahkumken elinden ne gelir karanlığın? Aydınlıkla yaşamalı? Her şeyin kaderi aksini kabullenmekle yazılır. Peki ya önemli olan nedir? Karanlığın gündüzü; aydınlığın geceyi bekleyebilme özverisidir. Bilinen zaten gece olunacağı ve tekrar karanlığın çökeceği ise neden kader sadece gündüzde saklı olsun? Özveriyi gösterebilme cesaretini gösteren herkes kendi seimlerinin aydınlığına ve karanlığına kavuşma hakkına sahiptir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)